Ben de sesimi çıkarmak, duyurmak istiyorum ama nereden nasıl başlayacağımı da, nasıl ifade edeceğimi de çok bildiğimden değil bu istekliliğim. Ama sağ meleğim bana yapmam gerektiğini söylüyor.
Küçükken annemin satır aralarında verdiği din dersleri olurdu. Hani ‘otur çocüm bakim şuraya’ diyerek değil de, iş yaparken, yanında onu seyrederken yapılan konuşmalar esnasında olan türden. Bir keresinde dedi ki:
- herkesin her bir omzunda birer meleği vardır, kızım. Sağ omzunda seni koruyan, gözeten, her sözünü dinleyişinde defterine işleyen ve seni allaha daha bir yaklaştıran melek ile sol omzundaki şeytan isimli ve seni her daim cezbetmeye, aklını çelmeye çalışan, seni doğru yoldan uzaklaştırıp kendine yaklaştırmaya çalışan melek. Şeytan’da Allah’ın bir meleğidir ve işi gücü seni baştan çıkarmaktır. Özellikle sen kendini çaresiz hissettiğinde…. Onun sana her seslenişinde sağ omzundaki koruyucu meleğinde sana onun sözüne uymaman için uyarıda bulunacaktır. Sana ne yapman gerektiğini söylemez ama ona uymaman gerektiğini söyler. Bunu sakın unutma. Sen her daim aklını kullan. Ve kendine farklı bir yol bul.
Geçen gün, Agos gazetesine yürüdük, karanfil bırakıp, deftere üçsatır bizde birşeyler yazıp, duygularımızı ifade edelim dedik. Taksimden itibaren yürüdük ama birbirimizle çok az konuşabildik, zira yol boyunca sol meleğimle sağ meleğim birbirleri ile kapıştı durdu ve bende hep onları dinlemek zorunda kaldım. Çaresizlik duygusu bende olağanüstü boyutlarda. Çünkü çok ama pek çok duygusal bir kadınım. Dün sol meleğim bana o kadar çok şey söyledi ki, duygusallığımın boyutlarını göstermek için bir ikisini sizle paylaşmak istedim.
- bırak hayatındaki kaybedeceklerini, git ve militan ol
- git ermeni kilisesine adını yazdır, din değiştirt, kimliğine işlet
- siyasete atıl
- tarih seviyorsun madem kendi zevkin için okuyacağına, seç önemli konulardan birini araştır, incele, röportajlar yap ciddi ciddi bir kitap yaz
- kale dediğin insanlara birer mektup yaz, onlar hergün tehdit mektubu almaya alışkın, birde senden umut mektubu alsınlar
- …..
Sonuçta bunların mantıksız olanlarını yapacak değilim tabii ki, sol melek nede olsa o! Başkaları onu dinlememeyi öğrenememiş ama ben azda olsa öğrendim. Hatta onun hakkında dalga geçebilir, genellemeler bile yapabilirim. Örneğin gençkızlığa geçiş aşamamda atılan laflardan tutun da, bir dükkanda fahiş fiyatla kalem satan dükkan sahibine kadar her türlü hakarete, haksızlığa karşı tanık olduğumda, şeytanımın ilk lafı genelde ‘bu insanların hiç korkuları yok mu’ olur. ‘Onlar aynı şeylerin kendi başlarına gelebileceğini hiç düşünmezler mi acaba’ diye düşünürüm. Hani iğneyi kendine, çuvaldızına başkasına batırmak gibi. Mesela biri laf mı attı bana, adama döner, ‘senin annene, kız kardeşine bu lafları atsalar hoşuna mı gider’ diye sorabilirim, sorarım da. Hayır, bunun çok parlak bir fikir olmasından değil sormaklığım, kendi yaptığı işin kendi başına da iş açabileceğini kendi düşünmediyse bile farkına vardırtmak gibi bir kaygıdan. Sanki sadece laf atılma ben ve benim gibilere mahsusmuş gibi düşünmesin diye. Çünkü annemle gittiğim mahalle pazarlarında başı bağlı bir çok kadına sürtünen adamı engellemeye çalışmışımdır. Veya Hrant Dink’i hedef haline getiren kişileri düşünürsem, bu eylem sırasında, adliye önünde o kişiler aynı zamanda kendi yüzlerini de Dink gibi düşünenlere hedef haline getirmiyorlar mı aslında? Bizler normalde nerdeeeeen tanıyalım Dink’i veya O kişileri? Ama sağolsun bana hem O’nu, hem kendilerini tanıtıyorlar. Allah’ın Trabzon’ununda Dink’in bir makalesinin tamamını okuyup anlamamış çocuk nasıl Dink’i 301 sayesinde, Onlar sayesinde öğrendiyse; 70 milyonda gene aynı sayede Dink’i ile aynı anda Onları da öğrenmedi mi? Şimdi bu adamlar hiç korkmuyor mu? Ve korksada korkmasada, hatta ister elini altın lavaboda yıkamış, ister Kanuni Süleyman olmuş, isterse Kazıklı Voyvoda en en önemlisi, yüz sene de yaşasa, eceliyle de ölse, öldükten sonra toprağın altının ermeni, türk, acem, kürt, rum, amerikan, ingiliz, hint ayrımı yapmadığını hiç mi düşünmüyorlar? Sonuçta öyle yada böyle hepimiz birgün öleceğiz. Hepimizi aynı solucanlar yiyor, aynı şekilde etler lif lif ayrılıyor, böcekleniyor, kurtlanıyor, çürüyor ve aynı hiçlik içinde yokoluş! Tek fark ardında bıraktığın işler iken… Kimbilir onların çocukları bırakın bizlerden biri olmayı, sadece belki de onlardan biri olmayacak ve …..
Ben hayatımda aslen iki ama hatırladığım kadarıyla bir askeri darbe yaşadım. Bu satırlar yüzünden, birilerinin beni duyabileceğini, bilebileceğini, görebileceğini, fişleyebileceğini biliyorum. Ve adım bilinmediği için bir gün bir yere gidebileceğimi de biliyorum ama ne yapayım, sağ meleğim, susarsam bu ülkede okutmaya çalıştığım çocuklara bir gelecek bırakamayacağımı söylüyor bana. Susamıyorum.
Keşke herkes kendi sol meleğinin kendine ne tür oyunlar oynayabileceğini bilse, onu dinlemese de, ….
Ocak 2007
