Jeanette Winterson 1959’da Manchester’da doğdu. Bir fabrika işçisi -John William Winterson- ve karısı -Constance Brownrigg- tarafından evlat edinildi ve Kuzey İngiltere’deki bir yeldeğirmeni kasabası olan Accrington’da büyüdü. Onu evlat edinen aile protestandı ve kendilerini tamamıyla Tanrıya adamışlardı. Onlar, Winterson’ı protestanlığa hizmet etmesi, bir misyoner olup Tanrının sözlerini dinsizlere yayması için yetiştirdi. Ona işini yapması için Tanrı tarafından seçilmiş olmanın duygusu hissettirildi ve bu ona güçlü bir kendine güven duygusu verdi. “… Ben Tanrıya aittim ve Tanrı tarafından seçilmiştim ve Tanrı beni güçlendirdiği için, herhangi bir şeyi yapabilirdim. Bu yüzden, çok güçlüydüm.”
Bu aslında, aşırı dini bir çevreden doğan tamamen olumlu bir deneyim değildi. Sekiz yaşın kırılganlığında, daha o zamandan vaaz yazmakla meşguldü. Vaiz olarak ünü yayıldı ve insanlar sadece onun vaazlarını dinlemek için Accrington’a geldi. Bu tabii ki annesinin rüyasını gerçekleştirmek için genç Winterson’da aşırı baskı yarattı:
“Annem benim bir şeylere ulaşmamı ölesiye istiyordu çünkü kendisinin tüm istekleri engellenmişti. … Yani, benim durumumda, tamamlamam ve ruhları kurtarmam için, bu engel vardı. Benim ne olmamı istediğini bilmiyorum. Bir TV protestanı sanırım. Bu ona uygundu. … Modern bir şekilde çok sayıda insana ulaşabileceği fikrinden hoşlanmış olmalıydı. Neden bilmiyorum, kendisini modern bir kadın olarak düşünürdü.”
Winterson, Musa’nın Beşinci Kitabı olan Deutoronomy’i okumayı yavaş yavaş öğrendi. Ne var ki onun okumaya olan ilgisi, sadece altı kitabı olan ailesi tarafından takdir edilmiyordu. Bunlardan üçü İncildi. Gençkızlığı süresince eve gizli gizli soktuğu ve yatağının altına sakladığı kitaplar, hepsini birden yakan annesi tarafından bulundu.
“Annem kitapların beni doğru yoldan çıkaracağını biliyordu ve haklıydı da. Kısa süre sonra evden ayrıldım. Yanıma hiçbir şey almadım, sevdiğim şeylerin tamamı zaten gitmişti.”
Evini on beşinde, ilk lezbiyen ilişkisi olduğunda ve bunu ailesine söyleme hatası yaptığında terketti. Sonuçta az çok aile ve dinsel çevreden atılmış gibiydi. Aynı günlerde dini inançlarını da kaybetti.
Evi terkettikten sonra, cenaze evinde makyaj sanatçılığı, Calderstones Akıl Hastanesi’nde asistanlık gibi birçok düzensiz işe girdi. Sonunda, 1981’de İngilizce konusunda M.A. alarak mezun olduğu Oxford’a gitti. Oradan, önce Roundhouse Tiyatrosu’nda, ardından Pandora Yayınevi’nde yayımcı olarak çalıştığı Londra’ya gitti. 1987’de tüm zamanını yazmaya ayıran bir yazar oldu. Son günlerde kamu önünde yayın dünyasının üyeleriyle şanssız birkaç kavga yaşadığı halde, o zamandan beri günümüzün çokça alkışlanan ve en iyi bilinen İngiliz yazarlarından biri haline geldi.
Bugün Winterson ve bir süredir birlikte olduğu partneri Margaret “Peggy” Reynolds, zamanlarını Londra – Spitalfields civarında olan evleriyle kır evleri arasında, oldukça sakin bir yaşam sürüyorlar.
Winterson, ihtiraslı bir kitap toplayıcısı. Sanat Objeleri kitabının, “Kitapların Psikometrisi” Bölümü’nde, bu tutkuyu şöyle anlatır:
“Kitap toplamak bir takıntıdır, bir uğraş, bir hastalık, bir düşkünlük, bir büyülenme, bir maskaralık, bir kaderdir. Bir hobi değildir. Bunu yapanlar, gerçekten yapmak zorundadır. Yapmayanlar ise bunu, pul toplamanın kuzeni, hazine sandığının kızkardeşi, banka hesabının ve zayıf bir kafanın sesi olarak düşünürler.”
Nisan 2001

